Hadislerle Rukye Tedavisi

Hadislerle Rukye Tedavisi

HADİSLERLE TEDAVİ OLMANIN DELİLLERİ
Bizzat Kuran-ı Kerimde Cenâb-ı Hakk: "Dua edin icabet edeyim" (Gâfir 60)
emrederek: "Duanız olmazsa Allah nazarında hiçbir kıymetiniz yoktur" (Furkan 77) buyurarak mutlak şekilde dua etmeye teşvik etmektedir.
"Dua"nın manâsı "Allahtan istemek" olduğuna göre bu ilâhî davette -"Bütün hastalıklardan şifa" dâhil- her şeyin Allahtan talebedilmesine bir çağrı vardır.
Kaldı ki Resulullah hastalıklarımıza Allahtan şifa istemeye daha açık ifadelerle bizleri çağırmış, kendisi fiilî örnekler vermiştir.

Hadislerle Rukye Terapisi

Avf İbnu Mâlik (r.a)anlatıyor: "Biz cahiliye devrinde afsunlama yoluyla tedavide bulunurduk. Bu sebeple: "Ey Allahın Resûlü Bu hususta ne dersiniz?" diye sorduk. Bize: "Okuduğunuz duaları bana arzedin bakayım" buyurdular. (Biz de okuyup arzettik. Dinledikten) sonra: "İçerisinde şirk olmayan dua ile rukye yapmada bir beis yoktur" buyurdular.

 

Hadislerle Rukye Terapisi


(Ebu Dâvud, Tıbb 18, (3886); Müslim, Selam 64, (2200

Bu rivayet, dua yoluyla hasta tedavi etmenin caiz olduğunu göstermektedir. Ancak okunan duada şirke müteallik bir ibare, bir kelam bulunmamalıdır.
Âlimler, Allahın isimleriyle, Kuran âyetleriyle, bu manâda olan başka dualarla rukye yapmanın yani tedavi etmek ümidiyle hastaya okumanın caiz olduğunu söylerler.
Küfür ifade eden veya manâsı anlaşılamayan kelimelerle rukye caiz değildir, haramdır denmiştir.
- Hz. Câbir (r.a)anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Benî Amr İbni Hazma yılana karşı rukye yapma ruhsatı tanıdı.

Biz Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte otururken bizden bir kimseyi akrep soktu. Bir adam: "Ey Allahın Resûlü, buna rukye yapayım mı?" diye sordu: "Sizden kim kardeşine faydalı olabilecekse hemen olsun" buyurdular." (Müslim, Selam 60-61, (2198, 2199) -
Hz. Enes (r.a)anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize, zehire karşı, göz değmesine karşı, nemle kurduna karşı rukye yapmamıza ruhsat tanıdı." (Müslim, Selam 58, (2196); Ebu Dâvud, Tıbb 18, (3889); Tirmizî, Tıbb 15, (2057) -
Hz. Ali (r.a)anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir hastaya geldiği veya kendisine bir hasta getirildiği zaman şu duayı okurdu: "Ey insanların Rabbi, acıyı gider, şifa ver, sen Şâfisin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Senden hiçbir hastalığı hariç tutmayan şifa istiyoruz." (Tirmizi, Daavât 122, (3560),

Rivayet Buhârîde Hz. Âişeden gelmiştir. (Mardâ 20, Tıbb 39) Hadiste geçen "Senin şifandan başka şifa yoktur" cümlesi, bütün şifaların Allahın takdirine tevâfuk etmesiyle hâsıl olduğunu, Onun takdiri, ilmi olmadan şifa olmadığını ifade eder. Evet, kavuşulan sıhhat sebebiyle gerçek teşekkür Rab Teâlâya olmalıdır. Hadiste bütün hastalıklardan şifa istenmektedir.
- Yine Ebu Saîdil-Hudrî (r.a)anlatıyor: "Cibrîl aleyhisselam Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)ın yanına geldi ve: "Ey Muhammed, hasta mısın?"diye sordu. "Evet" cevabını alınca, Cibril aleyhisselam şu duayı okudu; "Bismillâhi erkîke, min külli dâin yüzîke ve min şerri külli nefsin ev aynin hâsidin. Allahu yeşfîke, bismillâhi erkîke, (Seni Allahın adıyla, sana eza veren bütün hastalıklara karşı, bütün kötü nefis ve hasedce gözlere karşı sana okuyorum. Allah sana şifa versin, ben Allahın adıyla sana dua ediyorum)." (Müslim, Selam 40, (2186); Tirmizî, Cenâiz 4, (972) -

Ebud-Derdânın (r.a)anlattığına göre, kendisine bir adam gelerek idrar tutukluğuna yakalandığını söyledi. O da adama: "Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)dan şöyle söylediğini işittim" dedi: "Sizden kim hastalanırsa şu duayı okusun: Rabbunallahullezî fissemâi tekaddese ismüke, emrüke fissemâi vel-ardı, kemâ rahmetüke fissemâi fecal rahmeteke fil-ardı. Veğfir lenâ hûbenâ ve hatâyânâ. Ente Rabbut-Tayyibîn. Enzil rahmeten min rahmetike ve şifâen min şifâike alâ hâzalvecei fe yebreu. (Ey huzuru semavatı dolduran Rabbim Senin ismin mukaddestir. Senin emrin arz ve semadadır, tıpkı Rahmetin semâda olduğu gibi. Arza da rahmetinden gönder ve bizim günahlarımızı ve hatalarımızı affet. Sen (kötü söz ve fiillerden kaçınan) bütün iyi kimselerin Rabbisin. Bu ağrıya, Rahmetinden bir rahmet, şifandan bir şifa indir, iyileşsin."

(Ebu Davud) - Osman İbnu Ebil-Âs (r.a)anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)a müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana: "Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku" buyurdu. Dua şu idi: Üç kere: "Bismillah"tan sonra yedi kere, "Eûzu bi-izzetillâhi ve kudretihî min şerri mâ ecidu ve uhâziru." "Bedenimde çekmekte ve çekinmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allahın izzet ve kudretine sığınıyorum" diyecektim. Bunu birçok kereler yaptım. Allah Teâlâ hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarına söylemekten hiç geri kalmadım." (Müslim, Selam 67, (2202); Muvatta, Ayn 9, (2, 942); Ebu Dâvud, Tıbb 19, (3891); Tirmizî, Tıbb 29, (2081) -

Müslüman bir kul eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder ve yedi kere bu duayı okursa hasta şifa bulur; Yüce arşın sahibi olan yüceler yücesi Allahtan (Rabbi Kerimden) sana şifâ vermesini dilerim.” (Tirmizi-Ebu Davud)
Peygamber-i Zîşân Efendimiz (s.a.v.) ölüm döşeğinde iken mübârek ellerini bir su kabına koyup ondan sonra mübârek yüzünü mesh ederek şöyle buyurmuştur: “Allahtan başka ilâh yoktur.

Şüphesiz ölümün sekerâtı (kendinden geçirme halleri) vardır. Allahtan başka ilâh yoktur ve Allah en uludur. Allahtan başka ilâh yoktur, O birdir. Allahtan başka ilâh yoktur. O’ndan başka ilâh yoktur. Mülk Onundur, hamd de Ona aittir. Allahtan başka ilâh yoktur. Güç ve kuvvet ancak Allahtandır.”(Tirmizi- İbni Mace, Albani sahih demiştir)

YORUMLAR

    Bu konuya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...

YORUM YAZ